Hatay Adana arası otobüsle kaç saat? Bir yolculuğun içinde kaybolan duygular
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlerimin çoğu aynı döngüde geçiyor: işe gidiyorum, dönüyorum, akşam olunca eski defterleri karıştırıyorum. Defter dediğim de öyle sıradan notlar değil; bazen yarım kalmış konuşmalar, bazen içimde büyütüp kimseye söyleyemediğim cümleler.
O gün de böyle bir gündü. Dışarıda hava griydi, Kayseri’nin o sert ama tanıdık soğuğu yüzüme vuruyordu. Telefon çaldı. Ekranda uzun zamandır görmediğim bir isim vardı. Hatay’dan bir arkadaş.
Telefonu açtığım an içimde bir şey kırıldı gibi hissettim. Çünkü bazı sesler vardır, insanı geçmişine geri fırlatır. O an ne konuştuğumuzu tam hatırlamıyorum ama tek net kalan şey şuydu: “Gelir misin?”
Ve ben, hiç düşünmeden “gelirim” dedim.
Yola çıkma kararı ve içimdeki karmaşa
Telefon kapandıktan sonra odada uzun süre oturdum. Pencereden dışarı bakıyordum ama aslında hiçbir şeyi görmüyordum. İçimde garip bir karışıklık vardı. Heyecan vardı ama yanında bir kırgınlık da sürükleniyordu.
Kendime şu soruyu sordum: “Gerçekten gitmek istiyor muyum, yoksa sadece kaçıyor muyum?”
Sonra başka bir soru geldi: “Hatay Adana arası otobüsle kaç saat?”
Bu soru o an sadece teknik bir merak değildi. Aslında bir kararın ağırlığını ölçmeye çalışıyordum. Çünkü bazen yolun süresi, insanın ne kadar beklemeye hazır olduğunu gösterir.
Otogara giden yol
Kayseri Otogarı’na giderken içimde tuhaf bir sessizlik vardı. İnsan kalabalığına karışmıştım ama sanki herkes benden ayrı bir dünyada yaşıyordu. Elimde küçük bir çanta, içinde birkaç kıyafet ve gereksizce katlanmış düşüncelerim vardı.
Otobüs bileti alırken gişedeki görevli bana baktı, ben de ona baktım. Hiçbir şey söylemeden bileti uzattı. Üzerinde güzergâh yazıyordu: Hatay – Adana aktarmalı.
O an tekrar düşündüm: “Hatay Adana arası otobüsle kaç saat sürecek acaba?”
Cevap aslında basitti ama hissettirdiği şey karmaşıktı. Çünkü sadece saatlerden ibaret bir yolculuk değildi bu. İçinde bekleyiş, hatıralar ve belki de biraz pişmanlık vardı.
Otobüsün içi ve ilk sessizlik
Otobüse bindiğimde koltuğuma oturdum. Cam kenarıydı. Her zaman cam kenarını seçerim, çünkü dışarıyı izlemek içimdeki düşünceleri susturuyor gibi gelir.
Motor çalıştığında hafif bir titreşim hissettim. Şehir yavaş yavaş geride kalırken içimdeki düşünceler hızlandı.
Yan koltukta orta yaşlı bir adam vardı. Hiç konuşmadık. Zaten bazı yolculuklarda konuşmamak daha gerçek geliyor insana.
Telefonumu açtım, yine aynı soruyu yazdım arama yerine: “Hatay Adana arası otobüsle kaç saat?”
Yaklaşık 2 ila 3 saat arasında değiştiğini biliyordum ama o an süre değil, o sürenin içinde ne hissedeceğim daha önemliydi.
Gece yolculuğu ve zihnimdeki Hatay
Gece ilerledikçe otobüsün içi sessizleşti. Işıklar loştu. Herkes ya uyuyordu ya da uyur gibi yapıyordu.
Ben ise uyuyamıyordum. Çünkü aklım Hatay’daydı.
Hatay’ı düşündükçe içimde bir sıcaklık hissediyordum. Orada bıraktığım şeyleri, yarım kalmış cümleleri, bitmemiş gülüşleri…
Bir an kendime itiraf ettim: “Ben aslında gitmiyorum, geri dönüyorum.”
Ve bu düşünce içimi garip bir şekilde acıttı.
Yolun içinde kaybolan saatler
Otobüs ilerlerken zaman algım bozulmuştu. Bir ara camdan dışarı baktım, karanlıkta sadece ışıklar geçiyordu. Her ışık bir şehir, her şehir başka bir hikâye gibiydi.
Yine aynı soru kafamda dönüyordu: Hatay Adana arası otobüsle kaç saat?
Aslında saatler çoktan geçmişti ama ben hâlâ yolun başındaymışım gibi hissediyordum. Çünkü bazı yolculuklar fiziksel olarak değil, zihinsel olarak uzar.
Adana’ya yaklaşırken değişen hisler
Otobüs Adana’ya yaklaştıkça içimdeki duygular değişmeye başladı. Heyecan arttı ama yanında bir tedirginlik de vardı.
“Ya beklediğim gibi olmazsa?” diye düşündüm.
Bu soru en zor soruydu. Çünkü insan bazen en çok kendi beklentilerinden korkar.
Şoförün sesi duyuldu: “Adana’ya giriş yapıyoruz.”
O an kalbim hızlandı. Sanki uzun bir şey bitiyordu ama neyin bittiğini ben de tam bilmiyordum.
Hatay Adana arası otobüsle kaç saat? Gerçek cevap değil, his
Bir yerde şunu fark ettim: Bu sorunun cevabı aslında sadece “2-3 saat” değil.
Çünkü ben o yolculukta sadece Hatay’dan Adana’ya gitmedim. Aynı zamanda kendime de gittim. Ve bu yolculuk bazen bir saat gibi kısa, bazen bir ömür gibi uzun hissedilebiliyor.
Otobüs terminaline girdiğimizde herkes yavaşça kalkmaya başladı. Ben ise biraz daha oturdum. Gitmek istemedim demeyeceğim ama kalmak da kolay değildi.
Terminalde bekleyiş ve yüzleşme
Adana Otogarı kalabalıktı. İnsanlar koşuşturuyordu. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyordu ama ben sanki hiçbir yere ait değildim.
Telefonum çaldı. Hatay’daki arkadaşım arıyordu.
“Neredesin?” dedi.
“Adana’dayım” dedim.
Bir sessizlik oldu. O sessizlikte çok şey vardı. Özlem vardı, belirsizlik vardı, hatta biraz da pişmanlık vardı.
O an fark ettim ki bazı yollar insanı bir yere değil, bir duygunun içine götürüyor.
Kendime itiraf ettiğim şey
Otogardan çıkarken hava serindi. Kayseri’nin soğuğu gibi değildi ama içimdeki his aynıydı.
Kendime şunu söyledim: “Ben aslında sadece bir yolculuk yapmadım. Bir duygunun içinden geçtim.”
Hatay Adana arası otobüsle kaç saat sorusu artık benim için bir zaman hesabı değildi. Bir yüzleşmenin süresiydi.
Bazen insanlar kilometreleri sorar ama asıl mesele kilometreler değil, o yolun insanın içinde neyi değiştirdiğidir.
Dönüş fikri ve kapanmayan hikâye
O gece Adana’da kaldım. Ama uyumak kolay olmadı. Çünkü zihnim hâlâ Hatay’daydı.
Yatağa uzandığımda düşündüm: “Ben gerçekten geldim mi, yoksa hâlâ yoldayım mı?”
Çünkü bazı yolculuklar bitmez. Sadece durur gibi yapar.
Ve ben o an şunu çok net hissettim: Bu hikâye burada bitmiyor.
Belki de en önemli şey, Hatay Adana arası otobüsle kaç saat sorusunun cevabı değil. O soruyu sorarken insanın içinde neyin hareket ettiğidir.