İçeriğe geç

132C son durak neresi ?

132C Son Durak Neresi? Kayseri’de Başlayan Bir Yolculuğun İçimde Kalan Hikâyesi

Anadoluteknikservis olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “132C son durak neresi” konusunda sizin yanınızdayız.

Kayseri’de sabahlar her zaman biraz sert başlar. Hava keskin, ışıklar biraz solgun, insanlar aceleci. Ben ise çoğu zaman acele etmeyen tarafta kalırım. 25 yaşındayım ve bunu artık bir özellik gibi değil, bir kader gibi taşıyorum. Günlük tutuyorum. Çok konuşmam ama içimde sürekli bir şeyler yazar, durmadan.

O gün de sıradan bir gündü aslında. Ama bazı günler vardır ya, sıradan başlar ama içinde bir kırılma taşır. İşte benim hikâyem tam olarak öyle bir günde başladı.

Otobüs Durağında Beklerken Başlayan İç Ses

Durağa geldiğimde saat henüz erken sayılırdı. Elimde kulaklıklar, cebimde yarım kalmış bir günün ağırlığı vardı. 132C tabelası orada duruyordu; yıllardır oradaymış gibi sabit, ama sanki her gün başka bir hikâyeyi alıp götürüyor gibi.

O an aklımdan geçen şey çok basitti: “132C son durak neresi?”

Bunu sadece meraktan sormuyordum. İçimde daha derin bir şey vardı. Sanki son durak, sadece bir yer değil de bir cevap gibiydi. Belki de kaçtığım bir şeyin adıydı.

Otobüs yaklaştığında kalbim biraz hızlandı. Nedenini bilmiyordum. Belki de bilmek istemiyordum.

Kapılar açıldı, içeri girdim. Soğuk camlar, buğulu nefesler ve sabah sessizliği… Bir koltuğa oturdum ve dışarıyı izlemeye başladım.

Ve o an, fark etmeden içimdeki yolculuk başladı.

Şehrin İçinden Geçerken Dağılan Düşünceler

Otobüs hareket ettiğinde Kayseri sokakları yanımdan akmaya başladı. Her durak başka bir hayatı alıp getiriyor, sonra başka bir hayatı götürüyordu.

Bir yaşlı adam bindi mesela. Elinde poşetler vardı. Yorgunluğu yüzüne yerleşmişti. Onu izlerken düşündüm: İnsanlar gerçekten nereye gidiyordu?

Ben de nereye gidiyordum?

132C son durak neresi diye tekrar sordum içimden. Bu kez daha sessiz, daha derin. Sanki cevap gelse bile anlamayacağımı biliyordum ama yine de sormaktan vazgeçmiyordum.

Camdan dışarı bakarken, çocukluğum geldi aklıma. Küçükken otobüs yolculukları bana sonsuz gibi gelirdi. Her şey büyük, her şey uzak. Şimdi ise her şey çok hızlı ama yine de hiçbir yere varamıyormuşum gibi hissediyorum.

Bu his en çok canımı yakan şeydi: hareket ederken bile yerinde saymak.

İçimdeki Eksiklik ve Sessiz Bir Soru

Bir durak sonra genç bir çift bindi. Ellerini bırakmıyorlardı. O an içimde garip bir boşluk hissettim. Hayal kırıklığı değil sadece… daha çok eksiklik gibi.

Kendi hayatıma baktım. Son zamanlarda neyi beklediğimi bile bilmiyordum. Bir şeylerin değişmesini istiyordum ama neyin değişeceğini bilmiyordum.

Tam o anda tekrar düşündüm:

132C son durak neresi?

Bu soru artık sadece bir rota değildi. Sanki hayatımın yönünü ölçüyordu. Ben nereye varıyordum? Ya da varmak istediğim bir yer gerçekten var mıydı?

Otobüs her durakta biraz daha doluyor, içimdeki sessizlik biraz daha büyüyordu.

Bir Şehrin İçinde Kaybolmak

Şehir büyüdükçe, ben küçülüyordum sanki. Binalar yükseliyor, yollar uzuyor, insanlar hızlanıyordu. Ama ben hep aynı yerde kalmış gibiydim.

Kayseri’yi seviyorum aslında. İçinde bir düzen var. Ama bazen bu düzen beni sıkıştırıyor. Sanki herkes bir yere yetişiyor ama kimse neden yetiştiğini bilmiyor.

O gün bunu daha net hissettim.

Otobüsün camında kendi yansımama baktım. Gözlerimde uykusuzluk değil, bir tür arayış vardı. Belki de kendimi arıyordum. Belki de sadece “tamam” diyebileceğim bir yer.

132C son durak neresi diye sormamın nedeni buydu belki de. Bir yer değil, bir “tamamlanma” arıyordum.

İnsanların Hikâyeleri Arasında Sessiz Bir Yolculuk

Bir kadın bindi sonra. Elinde çocuk vardı. Çocuğun gözleri pencereden dışarıya kilitlenmişti. O bakışı unutamam. Çünkü o bakışta korku yoktu, sadece merak vardı.

Keşke ben de öyle bakabilseydim dünyaya.

Ama ben artık çok fazla şey görmüş gibi hissediyordum. Bu da insanı yoruyor.

Otobüs ilerledikçe içimdeki düşünceler daha da karmaşıklaştı. Her yeni durak, bir şeyleri hatırlatıyor ama hiçbir şeyi çözmüyordu.

Ve ben yine aynı soruya dönüyordum:

132C son durak neresi?

Bu kez cevap beklemiyordum. Sadece soruyu tutuyordum içimde. Çünkü bazı soruların cevabı yoktur ama insanı hayatta tutar.

Son Durağa Yaklaşırken İçimdeki Daralma

Bir süre sonra yol değişti. Şehir daha sessiz bir hale büründü. Binalar seyrekleşti, insanlar azaldı. Otobüsün içi de sessizleşti.

Bir garip his geldi içime. Sanki bir yere varmak üzereydim ama o yere varmak istemiyordum.

Çünkü “son” kelimesi bende hep biraz ağırlık yapar.

132C son durak neresi diye sorduğumda aslında “ben nereye kadar gidiyorum?” demek istiyordum.

Telefonuma baktım, bir mesaj yoktu. Kimse beni beklemiyordu. Bu düşünce garip bir şekilde canımı acıttı ama aynı zamanda gerçekti.

Bazen insanın en zor kabul ettiği şey, yalnızlık değil; kimsenin fark etmemesidir.

Son Durakta İnmek ve Boşluğun Gerçeği

Otobüs yavaşladı. Kapılar açıldı. İnsanlar inmeye başladı. Ben de indim.

İşte orasıydı.

132C’nin son durağı.

Ama beklediğim gibi bir cevap gelmedi içime. Ne büyük bir anlam vardı ne de bir aydınlanma. Sadece sıradan bir son durak… etrafı biraz boş, biraz sessiz.

Bir süre orada durdum.

Rüzgâr vardı. Hafifti ama yüzüme çarpınca fark ediliyordu.

Ve o an içimde bir şey kırıldı. Ama kötü bir kırılma değildi bu. Daha çok bir fark ediş gibiydi.

Son durak diye bir yer yoktu aslında. Ya da varsa bile, benim aradığım şey o değildi.

Ben bir yer aramıyordum.

Ben bir his arıyordum.

Geriye Dönüş ve İçimdeki Değişim

Aynı otobüse tekrar binmedim. Bir süre yürüdüm. Hiçbir yere gitmeden yürümek… ilk başta anlamsız geldi ama sonra iyi hissettirdi.

Çünkü bazen insanın durması değil, sadece yürümesi gerekir.

132C son durak neresi sorusu hâlâ aklımdaydı ama artık farklı bir anlam taşıyordu. O soru artık bir yol tarifi değildi. Bir yüzleşmeydi.

Kendimle.

Kayseri’nin sokakları akşam ışığına bürünürken içimde garip bir huzur oluştu. Tam mutlu değildim. Tam huzursuz da değildim. İkisinin arasında bir yerdeydim.

Ve belki de ilk kez orada olmayı kabul ettim.

İçimde Kalan Son Cümle

O gün eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun süre boş sayfaya baktım.

Sonra tek bir cümle yazdım:

“Bazen son durak, varılan yer değil; kendine biraz daha yaklaştığın andır.”

Ve o cümleyle birlikte 132C artık sadece bir otobüs hattı değildi. İçimde giden, duran, bekleyen bir şey olmuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://bitkiforum.net https://suzerseyahat.com.tr https://tanriverdimobilya.com.tr Sitemap
betexper güncelhttps://elexbetgiris.org/elexbett.nettulipbetbetexper yeni girişhiltonbet giriş