Adnan Hangi Eser?: Bir İzmirli Gençten Komik ve Yaratıcı Bir Bakış
Hadi şimdi hep birlikte bir soruya odaklanalım: Adnan hangi eser? Cevap basit mi? Hayır. Sadece bir kitap ya da bir film değil, daha derin, daha çok katmanlı bir soru var burada. Peki, bir İzmirli genç olarak ben, bu soruyu nasıl yorumluyorum? Belki de içsel bir felsefi tartışmaya giriyorum, ya da sadece bolca kahkaha atacağımız bir yolculuğa çıkıyoruz.
Adnan Kimdir?
Adnan, sormadan duramayacağımız bir karakterdir. Her ne kadar bazen kahvelerimizi içip, gündelik dertlerimizi paylaşırken Adnan’ı konuşmayı sevmesek de, bir şekilde bir noktada Adnan’ı tartışıyoruz. Neden? Çünkü Adnan, tam da bizim içimizdeki karmaşayı ve soruları yansıtan bir figürdür. Ama bu yazıda ne yapıyoruz? Adnan’ı biraz daha mizahi bir şekilde ele alıyoruz.
Bütün bu “Adnan hangi eser?” sorusu aslında Adnan’ın bir yansımasıdır. Herkesin Adnan’ı farklı yorumlama biçimi var. Bunu, bir arkadaşla muhabbet ederken düşünün. Gecenin ortasında “Adnan hangi eser?” diye sorarsanız, cevabı muhtemelen şöyle olur:
“Ya bi dur, zaten gece gece, bu soruyla beynimizi yakma.”
Peki, ben ne yapıyorum? İşte tam burada devreye giriyorum ve Adnan’ın eserini, yani içsel eserini, bir genç olarak mizahi bir bakış açısıyla deşiyorum.
Gündelik Hayat ve Adnan
Sürekli her şeyin anlamını sorgulayan bir insan olarak, Adnan’ın eserini çözmek de zorlayıcı bir iş. İzmir’de yaşıyorum ve arkadaşlarımla buluştuğumda, bazen abartarak bazen de kasıtlı olarak her şeyin anlamını sorgulayan biri oluyorum. Ama bazen sadece biraz gülüp geçmek de iyi geliyor. Öyle bir durumda, bir arkadaşım mesela bana şöyle der:
“Ya Adnan, hangi eseri yapmış?”
Tabii, ben de kafamı kaşıyarak:
“Hangi eser? Belki de Adnan’a eser değil, ‘katkı’ dedikleri şeyden bahsediyorsunuz.”
Gülüşmeler… Şu an her ne kadar “katkı” derken espri yapıyor olsam da, aslında bir noktada gerçekten de hepimiz birer eser değil miyiz? Hepimiz birer “Adnan” mıyız? Hepimiz kendi eserlerimizi yaratmıyor muyuz? Adnan’ın bu soruyu düşündüğümde, bu dünyada her şeyin anlamını sorgulayan biri olmama rağmen, en basit cevabım şu olurdu:
“Adnan, belki de bir komedi eseridir.”
Bazen eğlenceli, bazen derin düşüncelere daldığımız, bazen de hiçbir şey düşünmediğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Adnan, kim bilir, belki de tam olarak buna bir gönderme yapıyor. Hani bazen öyle zamanlar olur ya, hiçbir şeyin anlamını bulamazsınız ama ne de olsa anlamaya çalışmak da bir anlam ifade etmiyor. Kafanızda bir sürü soru vardır ama hiçbirine net bir yanıt veremezsiniz.
İzmir’de Adnan ve Eserinin İzleri
İzmir sokaklarında yürürken, her bir adımda bir “Adnan” tanıyorsunuz. Ama ben İzmir’i anlatırken, sokaklarda yürürken Adnan’ı da hep içimde bir yerde taşıyorum. Şöyle bir örnek vereyim:
Bir kafede, arkadaşım Aydın’la oturuyoruz.
Aydın: “Abi ya, Adnan hangi eser, ne demek? Bu soru beni çok düşündürüyor.”
Ben: “Ya ben de sana diyorum işte, bu soru beni de düşündürüyor. Ama şimdi, herkesin Adnan’ı farklı bir şekilde anlaması da bir anlam taşıyor.”
Tabii ki burada, Adnan’ın eserini hepimiz kendi lensimizden görüyoruz. Kimi için Adnan bir komedi figürü, kimi için ise felsefi bir karakter. Benim için Adnan biraz daha mizahi bir portre, ama anlamaya çalıştıkça daha da derinleşiyor.
Aydın: “Adnan mı? Yok, ben onu anlamadım. Senin gibi esprili biri, ne buluyorsun bu Adnan’da?”
Ben: “O işte, Adnan bir yansıma. Gündelik hayatın aslında ne kadar absürt olduğunu görmemizi sağlıyor. Bazen derin felsefeler değil, basit şeylerin çözümü daha önemli.”
İzmir’de, gündelik hayatın içinde böyle anlar çok yaşanıyor. İnsanlar sabah işe gitmek için trende sıkışırken, Adnan’ın bu dünyada nasıl bir eser oluşturduğuyla ilgili büyük tartışmalar yapıyor. Ya da bir taksici, Adnan’la ilgili bir yorumda bulunuyor, belki de eseri bir şekilde sokak müziği gibi yaratıyor. İzmir’in o rahat havası, sürekli değişen manzaralar arasında bir nevi eser haline geliyor.
Sonuçta: Adnan ve Biz
İzmir’in sıcağında, belki de en büyük eseri yaratırken, bir kafenin köşe masasında kahvemi yudumlarken, birden aklıma şu gelir: Adnan’ın yaptığı eser, hayatın ta kendisi mi? Ve biz, onun parçası olan eserin içindeki farklı karakterler miyiz? Kim bilir? Belki de hayat, bir “Adnan” eseri değil, hepimizin birer eseri olduğu karmaşık bir yapıdır.
Yani, Adnan hangi eser? sorusuna kısa bir yanıt veremem. Herkesin Adnan’ı farklı, herkesin eseri farklı. İzmir’in sokaklarında Adnan’ı bulmak, ona dair bir şeyler öğrenmek için çok erken ya da çok geç olabilir. Ama ne olursa olsun, önemli olan gülmek, eğlenmek ve bazen de sorulara yanıt aramak değil, soruları sormanın kendisidir.
Ve işte tam burada, Adnan’ın eserine dair son bir notum olacak: “Adnan hangi eser?” demek, aslında hayatın karmaşasını ve derinliğini sorgulamak demektir. Biraz komik, biraz ciddiyetle…